Sokaklar rengarenk, süslü püslü. Pek bir heyecanlı herkes. (Niyeyse) Yine de güzel gözüküyor diye düşünüp yürümeye devam ediyorum. Birileri hediye seçiyor, hediyeler için özel kaplama kağıtları, not kağıtları da almışlar. Geçmişe gidiyor aklım. İlkokulda zorla hediye alırdı herkes. Sonra çekiliş yapar birbirimize verirdik. Doğru dürüst muhabbetin olmayan birine hediye verirsin, alakasız biri de sana verir. Mutlu olmanı bekliyorlar bir de böyle bir durumda, cidden ilginç bir kafa. Yine de çocukluk işte, evi süslemek isterdim hep. Bizimkiler de yardım ederdi. Ağaç falan olmazdı ama süsleme yapardık babamın çiçeklerine. Zaten botanik bahçesi gibiydi bir köşesi evin. Daha güzel olurdu. Hep sanardım ki yeni yıl herşey yepyeni, bambaşka olacak. Heyecanlanırdım neden olduğunu bilmeden. İki gün geçtikten sonra da tüm heyecanı uçup giderdi. Herşeyde olduğu gibi. Şimdi bakıyorum, kaç zamandır insanlar bir plan peşinde. Nereye gitsek, kimlerle ne yapsak, ne giysek, ne alsak vs. Sanki yılbaşı haricinde eve kapanıyoruz, o gün illa plan olmalı, illa eğlenilmeli. Bence çok dramatik birşey yılbaşı. Aralık'ın son haftası hep aynı mod çöküyor benim üzerime. Geçen yılı değerlendiriyorum ister istemez. Olan biten onca şey sıralanıyor aklımda. Kızgınlıklar, üzüntüler, pişmanlıklar ilk sıraları kaplıyor her seferinde. İyi olan, güzel olan herşey, aynı yılbaşı gibi heyecanını çabuk kaybediyor sanırım. O yüzden ilk onlar hatırlanmıyor, yenileri bekleniyor. Bu yıldan neler bekliyoruz muhabbetine dönüşüyor. O değerlendirme kısmı bana hep yaşlandığımı, bazı şeyleri artık kaçırdığımı hatırlatıyor. Oturup da yılbaşında çok büyük bir sevinçle göbek atamıyorum o yüzden. E ben daha yeni alışmıştım derken yenisi geliyor yılın. Ama daha yapacaklarım vardı, ne ara bittin diye ufak çaplı bir serzeniş kaplıyor. Neyse, iki gün sonra bu da geçiyor. Madem bu kadar meraklıyız sokak süslemeye, eğlencelden eğlenceye koşmaya, birbirimize hediye vermeye, yılda 4 kere falan yapalım. Mevsim mevsim kutlayalım zamanı. Sokaklar da hep güzel olsun.
Bir de bu yılbaşı, sevgililer günü ve hatta doğum günü vs yalnız insanı daha da yalnızlaştırmıyor mu? Çevresi kalablık olan, mutlu olan zaten diğer günlerde de keyifli. Yalnız insana niye yapıyorsunuz bu işkenceyi. Bugün hediyelik eşya standında baya bir dolandım. Alsam alsam ne alsam, kime ne alsam... gittim kendime hediye aldım. Bu yılbaşı alacağım tek hediye olacağından eminim. Çok mu önemli? Değil ama önemliymiş gibi göze sokulduğu için oturup da bundan bahsedebiliyor işte insan.
Laf lafı açtı, çok konuştum. Son söz ilk söz olsun, iyi yıllar!
bilerek merry yazmadığımı yazmak zorunda kaldığıma inanamıyorum!! neyse...
YanıtlaSil