Ve saat çalar...
Uyanırsın.
Gözlerini açıp "Lanet olsun hala burda mıyım?" dersin. Evet, ordasındır. 20 saatlik uykularından sonra yine aynı noktada kilitlenmiş kalmışsındır. Kabullenemediğin ve tabiki değiştiremediin bu "nokta"dan kaçmanın tek yolu uyumak, insanları da uyutmak olmuştur. Topu topu bir kaç saatlik sahne gösterileri yaparsın her gün. Gün geçtikçe daha başarılısındır. Kimse hala aynı "nokta"da olduğunu anlamaz bir süre sonra. Uyumuştur hepsi...tam da istediğin gibi.
Ve saat çalar...
Uyanırsın.
Vücudun artık karşı koymaktadır sana. Herkesi uyutsan da onu uyutamazsın. Her gözünü kapadığında kabusların karşına üçer beşer fırlamaya başlar. Saat kurmanın anlamı kalmamıştır çünkü artık hiç uyuyamıyorsundur. Beyninden dışarı uzanan tanımadığın bir yabancı senle konuşmaya başlar. O kadar gerçektir ki söyledikleri...rüyanın yada kabusun bir parçası olamayacak kadar gerçek. Korkarsın. "İşte sonunda delirdim" diye düşünürsün. Ama o yabancı seni senden iyi tanımıştır. Öyle keskindir ki kelimeleri paramparça olursun. Kan kokar her yer...kaçamazsın. Küçük çocuklar gibi evin heryerindeki ışıklar açık yaşamaya başlarsın. Yalnızlığından korkarsın çünkü o yabancı sen yalnızken gelir sadece...bilirsin. Sahte arkadaşlar yaratmaya başlarsın çevrene. Neden sahte? Basit. Çünkü gerçek olanlar çoktan gitmiştir. Anlamazsın sebebini, çok da düşünmek istemezsin o dakikadan sonra. Gidenlerin ardından bakıp ağlanır, dur denmez çünkü. Gidecekse gider, tutamazsın. Sahtelere sarılmak daha kolaydır gitme demekten. Yada gidenler hiç gerçek değillermiş, kendimi gerçek olduklarına inandırmışım dersin. Halbuki durum bu kadar karmaşık değildir. Gerçek olmak istediler, oldular, sahte olmak istediler, oldular, gittiler. Bu kadar basittir ama yine kabullenmek ve değiştirmek zordur. Arşive yollarsın daha sonra kabus olarak geri dönmek üzere.
...Ve saat çalar.
Uyanırsın.
Uyansan da gözlerini açmazsın. Uyanıp napacaksın? Sahte kalabalık seni o yabancı sesten kurtarmıştır. Şimdi sıra o kalabalıktan kaçmaya gelmiştir. Tekrar dalarsın uykuya...derin derin nefes alırsın. Çünkü hiç hareket etmemene rağmen kalbin deli gibi atar. Sırılsıklam kalmışsındır ama üstündeki yorganı itecek gücün bile yoktur. Kendini uyutmaya o kadar çok güç harcamışsındır ki başka hiçbir şeye gücün kalmamıştır. Aradan geçer zaman yavaş yavaş. Açarsın gözlerini istemeden. Kalkıp kahveni alırsın eline. Dışardaki güneş de aydınlatmaz içini, çeker kapatırsın perdeyi. Kendi sesini unutmuşsundur konuşmaya konuşmaya...başkasınınkine de katlanamazsın sabah sabah(!)...
...Ve saat çalar.
Uyanmazsın bir daha.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder