Klasiktir, hep duyarız ya hatunlardan çoğunlukla "yaaa çoook sıkıldım, alışveriş yapmam lazııııım" ya da "alışverişte kendimi kaybediyorum, ne bulsam alabilirim valla" ya da "param olsa sürekli alışveriş yapabilirim, o kadar çok seviyorum"... bu cümlelere nedense inanamıyorum. Alışveriş yapmak lazım diyip de çarşıya çıkıp iki mağaza sonra amaaaaaan beaaaa diyip kaçanlardanım. Bir insan, kalabalık, gürültülü mekanlarda, herkesin birbirinden eşya çekiştirdiği bir eylemden nasıl zevk alır anlayamıyorum. Anlamıyorum değil anlayamıyorum! Resmen eziyet. Hele o beğendiğin iki, üç parça eşyayı denemek için sıra beklemek, dene çıkar yorul terle vs kısmı... Ayakkabı desen o da ayrı dert, illa ki tepende bir adam bekler, sen de gerilirsin. Belki çorabım delik ulan iki dakika yalnız bırak değil mi ama? Bir de hiçbirini beğenmeyip o mağazadan çıkma kısmı var. Suçlu muamelesi, suratta bir ekşime halleri. Mecbursun sanki, vaktini yedin beyefendinin. Sırf bu yüzden netten alışverişi destekliyorum. Onun dezavantajı da aldığın ürünün en az 1 hafta sonra eline geçmesi, o da şanslıysan. Ürün gelene kadar benim heyecan, heves geçmiş gitmiş oluyor. Alır almaz giymek, dinlemek vs ne yapılıyorsa yapmak istiyorum. Zaten kırk yılda bir alışveriş için gaz geliyor, kaçınca da anlamı yok. Sırf bu yüzden zengin olmak isterdim. Bir iki tane alışveriş danışmanın olacak, alacak çeşit çeşit, getirecek sana. Beğendiklerin kalacak gerisini yollayacaksın geri. Saatlerce gez toz yorul kısmından kurtulacaksın. Bir de aynı ürün için elli tane yer gezip fiyat araştırması yapabilen kısım var, imreniyorum enerjilerine. Zamanlarıı da bol demek ki arkadaş, ben o kadar gezeceğime ilkinden alır çıkarım. Zaten ne zaman, ya belki şurada daha ucuzdur diyerek ilk beğendiğim yerden almasam, sağolsun Murphy baba, ne ucuzunu bulurum ne de daha sonra o ilk beğendiğim yerde. Mutlaka bitmiştir, numarası/bedeni ya da rengi kalmamıştır.
Yanlış anlaşılma olmasın, bu alışveriş işini becerebilen, hatta üstüne bir de zevk alan hatunlara çok feci özeniyorum. Enerjilerine, kafalarını bununla dağıtabiliyor olmalarına imreniyorum. Bana daha fazla stresten başka birşey katmayan şu alışveriş konusunda daha ne diyebilirim ki. Senelerdir düz siyah bir hırka alacağım, hala beğenip de alamadım. Sürekli bir kulp, yok çok pahalı, yok beli çok kısa, yok çok uzun, yok bol kesim... al ulan al da kurtul değil mi? Yok olmaz, zaten kırk yılda bir alıyorum, içime sinecek. Hırkanın nesi sinecekse içime... İsyanım alışverişi hem beceremiyor oluşuma hem de kolay birşey beğenememedir.
Başlıktaki yanılgı da neyin nesi o zaman derseniz, hala anlamadınız mı derim. Yazıyı baştan okuyun :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder