Depresifliğin çeşitli boyutları var. Uzun süre içinde bulununca, çıktıktan sonra unutmadığın kısa kısa hatırlatmalarla dönebiliyor sana, bu bir boyut mesela. Eğer ki o sıra, iyi modundaysan görmezden gelebiliyorsun. Görmezden gelme yollarını çoktan öğrenmiş oluyorsun çünkü. Kötü olmana ramak kalmışsa, tekrar hoş geldin diyerek kucak açıyorsun. Elde değil, eski dost, merhaba demeden görmezden gelinmiyor o zamanlarda. Ne iyi ne kötü, ortalamada seyrediyorsan, o noktada cidden seçimlerinde bitiyor iş.
İşin en kötüsü, ilk defa depresyona girmek değil, üzgünüm bunu söylemek zorundayım. Kötüye meyletmiş beklerken, tekrar depresyona girmek en kötüsü. Hiç depresyondan çıkmamışsın gibi geliyor o zaman. Tüm hayatın bir şaka, bir fiyasko gibi gözüküyor. Hiçbir şeyi başaramış, hiç aslında gerçekten mutlu olmamışsın, sürekli bir hayatta kalma savaşı vermiş ve müthiş yorulmuş hissediyorsun. Doktorlar ve psikologlar genelde intihar eğilimin var mı merak eder ve bunu incelerler. Onlarda daha güvenilir bir data vardır ama benim tahminim, ikincil ya da tekrar eden depresyonlarda bu eğilim daha dik olabilir. Kayıp düşmen daha kolaylaşır, çünkü konu başlıkların birikmiş olur. Çözdüm dediğin ne varsa, çözmemişsin gibi geldiği için, yükün katlanır.
Ben bazen cidden şunları kendime sorup cevap bulmaya çalışıyorum: neden bitirmiyorsun ki? ne olacağını sanıyorsun? ne bekliyorsun? ya da neden korkuyorsun?
Genelde cevap vermiyorum. İlginçtir, insan genelde sorduğu bu soruların cevabını bilir içten içe, sesli söylemese de. Şimdiye kadar şu cevapları veriyordum: şu an bu modda olduğun için böyle düşünüyorsun, abartıyorsun. Herşey o kadar da kötü değil, kötüye gitmiyor. Dolu tarafa bakmayı genelde bilmiyorsun, bu modda olmayı mazoşistçe seviyorsun, dramatikleşme!
Son zamanlarda, tam da depresyondayım diyemeyeceğim zamanlarda da, bu soruları sorarken buluyorum kendimi. Ayırt edebiliyorum depresyonda olma ve olmama durumunu, hatrı sayılır bir süre bunun tedavisini görmüş biri olarak, o kadarını da yapabiliyorumdur diye düşünüyorum. Tam teşhislik bir depresyon değil ama kronik bir mutsuzluk hali içindeyim. Beni gerçek anlamda heyecanlandırıp mutlu edebilecek hiçbir şey kalmamış gibi, kalmamış değil de son kullanım süresi geçmiş gibi. Eskiden olsa ederdi ama şu an hem olamazlar, olsalar da eskiden yaratacağı olumlu etkiyi artık yaratamayacak gibi geliyor. Çünkü vakit geçti, yıllar geçti, geç kaldım. Şu an en fazla "şu olsa ne güzel olur ya" diyorum, olmazsa üzülmek değil ama özet bir hayal kırıklığı yaşıyorum. Çünkü olsa ne güzel olur derken bile olmayacağından bir oranda emin oluyorum. Olsa da şaşırsam, bu sefer ben yanıldım, negatif olmama gerek yokmuş diyeyim mesela. Hep karşıma çıkan "çok pozitif" argüman da şu: sen şimdi en baştan negatifsin ya, ondan olmuyooo. Yemin ederim içimden "la bi sktr git" diyesim geliyor. Evrene yollayacakmışız da... Halüsinasyonla ayakta kalma çalışmaları!
Bir de burçlarmış, yok efendim Mars yaklaşmış diye açıklayanlar falan çıkıyor. Onlara küfretmiyorum, çünkü çok zekice: Tüm Yengeçler şöyle, Aslanlar böyle diyen adama ne diyeyim ben? Benim negatif başlamamla alakalı değil. Doğduğum gibi negatif gelmedim ya şu gezegene, negatif başlamam sebep zirilyon olay var elimde, çevremde. Ve hayır, çevremde şahane şeyler öyle çok da değil, dünya mucizelerle dolu falan değil. Buna inanmak isteyenlere saygım var, bu da bir hayatta kalma için yöntem, buyur inan, kolay gelsin.
Buradan "hepiniz girin lan depresyona, dünya berbat, insanlar da en berbatları" diye yayın yapmıyorum. Herkesin hayatında iniş ve çıkışlar olduğunu hepimiz biliyoruz. Sadece bazıları bu kadar aşağı inmiyor, aşağıda ne var fikirleri olmadan da mutluluk dersi vermeye kalkıştıklarında komik duruma düşüyorlar bence. Benden daha aşağılara düşen ve çıkmayı başaran da var elbet, imrenerek şapka çıkarıyorum. Ama sorun şu ki, hepimiz o kahramanlar kadar donanımlı, güçlü değiliz. Öyle spor salonuna gidip de kas yaparak güçlenmek gibi değil ki, çalışsan da olmuyor bazen. Pozitif olsan da olmuyor, inat edeceğim diye kendine söz versen de olmuyor. Beyin dediğin organ o kadar garip ki, hormonlu ilacı veriyorsun, çat diye derdin tasan bitiyor. Mutluluğa benzer bir seviyeye geçiyor. Hormonu kesebilirsen, o mutlu insanların hepsi de aynı depresifliğe bürünür. İşin kimyası bu kadarcık aslında. Eğer empatisi yüksek ve mutsuzluğa da biraz bu sebeple yatkınsan, amigdalana küfret dostum. Mutsuz psikopat olur mu? Olmaz. İşte bunlar hep amigdala. Bendekinde sorun var, net. Lobektomi gibi bunun da bir kısmını çıkarabilsem, kesin çözüm bence.
Neyse geyiğe bağladığıma göre yazmayı bırakabilirim. Yazmanın güzel etkisi de bu. Ne kadar depresif başlarsam başlayayım, bir yerde geyiğe bağlıyorum, değişik bir ilaç.
Depresyonla boğuşan herkese selamlar, kolay gelsin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder