Küçükken annem derdi hep, bir bakmışsın büyümüşsün, farkında bile olmazsın. Hayat su gibi akar gider de anlamazsın. Doğru, doğru olduğunu daha önce anlamıştım tabii, ama şu ana kadar sanırım canımı yakmamıştı bu gerçek. Aslında önemli olan, hayatın hızla akıp gitmesi değilmiş. Geriye dönüp baktığında, geçen zamana neleri kimleri sığdırmışsın gördüğünde, yüzün gülümsüyor mu? İçinden vay be ne güzel geçmiş zaman diyor musun? Bunların cevaplarıymış işte önemli olan.
Yine kafamdakileri buraya kusacağım, isteyen gerisini okumasın :) Ana fikri yukarıda verdim.
Kendi hayatıma bakıyorum, olabilecek en geniş aralıkta bakmaya çalışıyorum ki daha dolu gözüksün, ve koca bir boşlukta yüzen üç beş göktaşı var gibi geliyor. Dolduracağım koca bir hayatı boş bırakmışım gibi hissediyorum. Kendi hayatını oturup tv'de film izler gibi izlemekmiş yaptığım. Hatta başka hayatların, başka filmlerin yardımcı oyuncusuymuşum. Kendi filmimde başrolü bile kapamamışım gibi. Bunu da daha önce fark etmiştim, değişecek dedim kendi kendime. Ciddi değişimlerdi... zor ve ağır bir dönemle bu durumu değiştirebileceğimi sandım. Değiştim orası doru ama, hala kendi hayatımın başrolünü kapamadım sanırım. Aldığım hatta alamadığım kararlar, korkularım, tereddütlerim, güvensizliğim ve diğer tüm negatif hislerimi başkalarıyla bağlantılı görüyordum. Sanki onlar değişirse, ya da onlar yok olursa hayatım düzene girecekti. Herşey aslında olması gerektiği gibi olacaktı. Huzurlu... Evet, tekrar tekrar değiştim. Ama asıl değişmesi, gelişmesi gereken kısım boş kalmış. Atlamışım. Yaşamam gerekirken izlemişim, öğrenmeye çalışmışım. Halbuki hayat, herkese farklı senaryolar sunan bir yun. Öğrenme şansın yok. Yaşamak zorundasın. Doğru, yanlış, iyi, kötü hepsi, hepsi su gibi geçen zamanını dolduracaklar. Kötüden, yanlıştan o kadar korkmuşum ki, aman incinirim, aman kırılırım diye diye yan rolde kalmışım... hep! Ve şimdi geriye baktığımda, bomboş geçmiş bir hayat görüyorum. Bir bebeğin yürümeye başlamadan önce emeklemesi, ilk adımlarını atarken yere düşüp kafasını, kolunu çarpıp ağlaması gerek. Bunları yapmadan yürümeye çalışırsa daha çok canı yanar, daha büyük hasar görür. Belki de ben bu yüzden kafa üstü çakıldım ve buraya bunları yazıyorum. Beynim sulandığı için...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder