24 Temmuz 2011 Pazar

İçses gürültüsü, gözyaşı, bir kadeh viski, sigara ve alakasız şarkılar

Bu yazı biraz günlük tadında olacak, o belli. Umurumda da değil. O kadar kötü hissediyorum ki, o kadar konuşmak istemiyorum ki kimseyle kendimi atabildiğim tek yer burası: Çünkü kusmam lazım. Zehirlendim. Kurtulmam, döküp atmam lazım.

Bu kadar üzüleceğimin farkında değildim, gerçekten. Hele ağlayacağımı hiç sanmıyordum. İnsan kendini bile anlayamıyor, tanıyamıyor demek ki...

Niye akıyor bunlar gözümden, neden titriyor sesim, bu kararı zaten almamış mıydım ben? O kadar da emindim. Ne peki bu şimdi o zaman? Neden hayatta dinlemeyeceğim şarkıları duyunca gözlerimi siler halde buluyorum kendimi.

En garibi, aylardır hiç ağlamamış olmam. En son ne zamandı hatırlamıyorum bile, o kadar eski. Kendimi unutmuşum ben, sorun bu. O kadar "yok" olmuşum, "herkes" olmuşum ki, kendimi anlamamışım.

Olacak olan şu, güneş doğacak, ardından ay gelecek, defalarca tekrarlayacaklar, ve bir gün uyandığımda ilk aklıma geleni değişmiş bulacağım. Geçecek. Başa saracağım. Sıkıldığım bu oyuna en baştan başlayacağım. Ve muhtemelen yine yenilen ben olacağım, ne kadar trajikomik...

Geçecek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder